satır arası

Streptococcus pneumoniae adı verilen bakterinin meydana getirdiği enfeksiyonlar arasında otitis media (orta kulak iltihabı), pnömoni (zatürre) ve menenjit (beyin zarının iltihaplanması) gibi rahatsızlıklar yer alır. Pnömokok olarak da bilinen bu bakteri türü, normalde herhangi bir belirtiye sebep olmadan insanların burun ve boğaz bölgesinde bulunabilir. Kişinin bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkileyen bazı durumlar varlığında ağır enfeksiyon hastalıklarına neden olabilmesi nedeniyle önemlidir.

65 yaşından büyük kişiler ve ufak çocuklar, pnömokok (s.pneumoniae) bakterisi ile meydana gelen enfeksiyon hastalıkları için riskli kabul edilen grupları oluşturur. Kötü şekilde sonuçlanabilecek pnömokok enfeksiyonlarından aşılanma vasıtası ile korunmak mümkündür.

Pnömokok aşısı (zatürre aşısı) nedir?

S.pneumoniae bakterisi normalde insan vücudunda bulunabilir ve bağışıklık sisteminin zayıflaması halinde fırsatçı davranarak enfeksiyon hastalığı oluşturabilir. Bu bakteri türünün en dış kısmında bir kapsül yapısı bulunur. Bakterinin kapsülünde yer alan çeşitli şeker yapılarının bağışıklık hücreleri tarafından tespit edilmesi halinde bu mikroorganizmanın ortadan kaldırılmasına yönelik antikor sentezi meydana gelir.

Pnömokok bakterisinin meydana getirdiği hastalıkların türü yaşa bağlı olarak değişkenlik gösterir. Örnek olarak küçük çocuklarda bu bakteri nedeniyle en sık olarak orta kulak enfeksiyonu tespit edilirken yetişkinlerde en sık olarak karşılaşılan tabloyu ise zatürre oluşturur. Pnömokok aşıları ile bağışıklık sisteminin bu bakteriyi tanıması sağlanır ve pnömokok bakterisi nedeniyle ortaya çıkabilecek ağır seyirli enfeksiyonların önlenmesi amaçlanır. 

Pnömokok aşılarının temelinde bu bakterinin kapsülünde yer alan çoklu şeker (polisakkarit) yapıları bulunur. Bağışıklık sistemi aşılanmadan önce bu bakteriler ile karşılaştığında onları yutarak yok etmeyi hedefler. Ancak bu bakterilerin kapsül yapısı, savunma sisteminin bakterileri sindirmesinin önündeki en büyük engeli oluşturur.

Aşılanma sonrasında bağışıklık sistemi kapsül engelini nasıl geçebileceğine dair fikir elde etmiş olur ve böylelikle pnömokok bakterisi ile sonraki karşılaşmalarda üstün taraf haline gelir.

Pnömokok aşısı (zatürre aşısı) çeşitleri nelerdir?

Pnömokok bakterisi nedeniyle meydana gelebilecek enfeksiyon hastalıklarından korunmak amacıyla kullanılan polisakkarit ve konjuge olmak üzere 2 çeşit pnömokok (zatürre) aşısı bulunur. Bu aşıların her ikisi de bu bakteri nedeniyle oluşan beyin zarı iltihabı (menenjit) ve bakterinin kana karışması (bakteriyemi) gibi durumlara karşı koruyucu özellik gösterir. Aynı zamanda aşılanma sayesinde pnömokokal hastalıkların toplum içinde yayılmasının önüne geçilmiş olur.

•    Polisakkarit pnömokok (zatürre) aşısı

Polisakkarit pnömokok aşısı, bu bakterinin en sık karşılaşılan 23 farklı suşunun (aynı bakterinin farklı alt türü) polisakkarid kapsül yapıları baz alınarak geliştirilmiştir. PPA23 olarak adlandırılan bu pnömokok aşısı, 0,5 ml olacak şekilde kas içi veya deri altına enjekte edilerek tek doz uygulanır. Bu tip aşı sağlıklı erişkinlerde bağışıklık sisteminin bu bakteriye karşı tetikte olmasını sağlar.

•    Konjuge pnömokok (Zatürre) aşısı

KPA13 olarak isimlendirilen konjuge pnömokok aşısında, 13 farklı pnömokok suşunun kapsül yapıları çeşitli proteinlere bağlı şekilde bulunur. Sadece kas içine uygulanan KPA13 aşısı küçük çocuk ve bebeklerde 4 doza bölünmüş şekilde uygulanırken, 6 yaşından büyük kişilerde 0,5 ml ve tek doz şeklinde uygulanır.

Her iki aşıda da bulunan bakteri kapsülünün polisakkarit yapıları dışında, PPA23 aşısından farklı olarak KPA13 aşısında bulunan protein yapıları nedeniyle, vücutta bulunan farklı türdeki bağışıklık hücrelerinin uyarılması sağlanabilir. Aynı zamanda konjuge pnömokok aşısı ile polisakkarit aşılara göre daha güçlü bir bağışıklık yanıtı meydana gelebilir. Özellikle infant (süt çocukluğu) ve küçük yaştaki çocukların bağışıklık sisteminden antikor sentezlenmesini uyarıcı etki yapması nedeniyle bu yaş grubunda konjuge pnömokok aşıları tercih edilir.  

Pnömokok aşısı (zatürre aşısı) kimlere yapılır, kimlere yapılmaz?

Çocuk ve erişkinlerde hastalık etkeni olan 13 pnömokok bakteri türünün temel alınarak oluşturulduğu konjuge pnömokok aşısı, bebeklerde, 65 yaşından büyük kişilerde ve şeker hastalığı, kalp hastalığı, akciğer hastalığı ya da böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerde tercih edilebilir.

Pnömokokların 23 türünün kapsülünde yer alan polisakkarit yapıları baz alınarak oluşturulan polisakkarit pnömokok aşıları ise 65 yaşından büyük kişilerde, kronik rahatsızlığı bulunan kişilerde veya 19 ile 65 yaş arasında yer alan ve tütün ürünleri kullanan kişilerde tercih edilebilir.

Eğer kişide yaşamının önceki dönemlerinde difteri toksini içeren herhangi bir aşıya karşı alerjik reaksiyon gelişimi öyküsü varsa konjuge pnömokok aşısının tercih edilmemesi gerekir. Aynı şekilde kişide daha önce konjuge aşının farklı türlerine karşı veya herhangi bir zatürre aşısına karşı alerjik reaksiyon gelişimi gözlendiği durumlarda da konjuge pnömokok aşısının uygulanmasından kaçınılmalıdır.

Polisakkarit yapıdaki aşılarda ise bu aşıların içeriğindeki herhangi bir maddeye ya da bu aşının önceki uygulamalarında herhangi bir alerjik reaksiyon gelişim öyküsü varlığı halinde bu tür zatürre aşılarının kullanılmaması gerekir. Polisakkarit türdeki zatürre aşılarının kullanımından kaçınılması gereken bir diğer durum da aşının yapılacağı kişinin genel sağlık durumunun bozuk olmasıdır.

Pnömokok aşısı (zatürre aşısı) sonrasında gelişebilecek yan etkiler nelerdir?

Her aşı sonrasında olabileceği gibi zatürre aşılarının uygulanması sonrasında da çeşitli yan etkiler oluşabilir. Bu yan etkiler genellikle birkaç gün içerisinde gerileme eğilimindedir. Aşı uygulamalarına bağışıklık sistemi tarafından verilen tepkiler, istenmeyen yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu aşıların içerisinde yer alan bakteri yapılarının zararsız olması nedeniyle oluşabilecek yan etkiler arasında enfeksiyon durumları bulunmaz.

Pnömokok (zatürre) aşılarının yapılması sonrasında meydana gelen yan etkiler, aşının türüne ve konjuge pnömokok aşı uygulamasının yapıldığı yaş gruplarına göre değişkenlik gösterebilir:

Süt ve yeni yürüme dönemine kadar olan çocuklarda konjuge pnömokok aşısının uygulanmasını takiben en sık (%5’ten daha yüksek) olarak ortaya çıkan bazı yan etkiler mevcuttur:

•    Huysuzluk

•    Aşı yapılan bölgede hassasiyet

•    İştah azalması

•    Uykuda azalma veya artma

Bu istenmeyen etkiler dışında nadir de olsa ateş, enjeksiyon yapılan bölgede kızarıklık veya ödem gibi bulgular nadir de olsa meydana gelebilir.

5 ve 17 yaş arasındaki çocuklarda konjuge pnömokok aşı uygulaması sonrasında en sık olarak ortaya çıkan yan etki, aşı yapılan bölgede oluşan hassasiyettir. Hassasiyet dışında bu bölgede kızarıklık ya da ödem meydana gelmesi ile daha seyrek de olsa karşılaşılabilir.

18 yaşından büyük yetişkinlerde ve ileri yaştaki kişilerde yapılan pnömokok (zatürre) aşısı sonrasında oluşabilecek istenmeyen etkilerden en sık görüleni, aşının yapıldığı bölgede ağrı hissedilmesidir. Aynı zamanda halsizlik, baş ağrısı, kas ağrıları ve eklem ağrıları gibi şikayetler aşı sonrası dönemde oluşan diğer yan etkilere örnek teşkil ederler.

Erişkin kişilerde uygulanan polisakkarit pnömokok (zatürre) aşısı sonrasında yaklaşık olarak her 10 hastadan birinde aşağıdaki yan etkilerden biri veya birkaçı meydana gelebilir:

•    Polisakkarit pnömokok aşısının uygulandığı bölgede ağrı, sertlik ve hassasiyet oluşması

•    Aşının yapıldığı bölgede iltihaplanmaya bağlı bölgesel sertlik oluşumu ve ödem gelişmesi

•    Baş ağrısı

•    Aşının uygulandığı bölgenin cildinde kızarıklık

•    Halsizlik veya yorgunluk

•    İskelet sistemi ağrıları

Polisakkarit pnömokok aşısı ile ilgili dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da bu polisakkarit pnömokok aşısının canlı zoster (zona) aşısı ile eş zamanlı yapılması halinde zona aşısının etkinliğinde azalmaya neden olmasıdır. Bu durumun önlenmesi amacıyla iki aşının arasında en az 4 haftalık bir süre bulunması önerilir.

satır arası

47804

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.